süs havuzunda boğulmak

Tunç Okan’ın 1975 yapımı ödüllü filmi Otobüs en çok etkilendiğim filmlerden biridir. Türk insanını küçük düşürdügü gerekçesiyle uzun yıllar Türkiye’ de yasaklı olan film, kendi izleyicisinden önce yabancı izleyicilerle buluşmuş ve her gittiği festivalden ödülle dönmeyi başarmış. Filmin yönetmeni Tunç Okan’ın karşı karşıya kaldığı sansürle ilgili düşüncelerini de daha geniş bir perspektif açısından eklemek isterim. * “Başlangıçtan beri yapmak istediğim bir çatışmayı, bir korkunç uyumsuzluğu, aykırılığı ortaya koymaktı. Bunların birbirleriyle olan kendi içlerindeki çelişkiyi, aralarındaki korkunç çatışmayı vurgulamak istedim, yoksa amacım sansürün ve bazı aydınlarımızın iddia ettiği gibi, ne Türk işçisini ne de Türk insanını küçük düşürmek değildi. Filmdeki insanlar Türk değil herhangi bir azgelişmis toplumun insanları da olabilirdi. Türk olmaları bir rastlantıdır. İtalyan ya da İspanyol da olsalar film bildirisinden bir şey kaybetmeyecekti.” Tunç Okan* Filmde, otobüsle kaçak yollardan yurt dışına götürülen dokuz işçinin hikayesi anlatılır. Dokuz işçinin kimliklerine kendilerini getirenler tarafından el konulmuş ve Stockholm’un en işlek meydanında bir otobüsün içinde mahsur kalmışlardır. Otobüste kaldıkları birkaç gün çıplak bir gerçeklikle öyle ustaca işlenmiş ki, yönetmen izleyiciye dünya içinde dünya yaratma duygusunu yaşatmakla kalmıyor, izleyiciyi otobüsün bir koltuğuna yerleştiriyor. Büyük korkularla otobüsten inip, kendi kültürlerinden çok farklı bir kültürle karşılaştıklarında yaşadıkları korku, heyecan ve amansız merak izleyiciye onlarla birlikte olası bir merak yüklüyor. Tuncel Kurtiz’ in insanların yüzlerine korkuyla bakıp, süs havuzunda boğulduğu sahneyi sanırım hiçbir zaman unutamayacağım. Göç etiketli bir filmden çok daha fazlası Otobüs. Değersizlik, görülmemişlik, kendinden olmayanı çemberin dışında bırakmak… Hüzün bu filme en çok yakışan duygulardan biri. Romantik klişelere bulanmadan acıklı ve gerçek bir hüzün, filmi izlerken yoğun bir hüzün duyuyoruz. Bu türden bir hüznü Dardenne kardeşlerin filmlerinde de hissettiğimi söylemem yersiz olmaz. Değersiz olduğuna inandırılan o insanların hala var olduğunu, Stockholm meydanına bırakılan o otobüsün bugün belki bizim karşı parkta, bahçede, okullarda, evlerde olduğunu, üstelik bambaşka bir ülkeden gelmesine gerek bile olmadığını biliyoruz. Bilmediğimizden korkuyoruz, korktuğumuzu bilmiyoruz kafkaesk bir döngü… Tunç Okan o yüzden sadece bir film anlatmıyor, bilmediğine ayna tutup, korkularıyla yüzleştiriyor insanı. Eda Özdemir

1 Yorum

  1. Pınar adlı kullanıcının avatarı Pınar dedi ki:

    Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi👏

    Beğen

Yorum bırakın